“Bioshock mu oynuyorsun?” Aslında odaya giren kardeşimin sorusu Singularity’i kısaca tanımlıyor; biraz Half-Life 2 esintileri taşıyan bir Bioshock. Peki bu kötü bir şey mi? Kesinlikle hayır…
Geçtiğimiz günlerde Raven Software tarafından piyasaya sürülen Singularity, zaten yapımcısı nedeniyle yüksek bir beklenti yaratmıştı (FPS konusunda Jedi Knight serisi, hatta daha geriye doğru Hexen, Heretic…) ve bu sene büyük beklentiler ile beklediğimiz bir takım başka oyunlar gibi (Disciples III?) hayal kırıklığına uğramıyoruz.
Oyunumuz Rusya’nın Katorga-12 adlı terk edilmiş bir adada geçmekte. Katorga-12, büyük bir enerji kaynağı olan E99 maddesinin bulunduğu ve işlendiği, fakat 1950’lerde büyük bir felaket ile sonuçlanan deneyler neticesinde terk edilen bir ada. E99 o kadar büyük bir güç kaynağı ki, zamanı dahi manipüle etmeye izin veriyor, tabii yan etki olarak canlılar üzerinde yüksek derecede mutasyona da neden olabiliyor (Yoksa nereden bulacağız ateş edeceğimiz onca şeyi, değil mi?). Biz de adayı araştırmaya giden bir Amerikan askeri olarak (Evet, klasik hikaye. Amerikalılar Dünyayı Kurtarıyor v. 1233.5) bulduğumuz TMD (Time Manipulation Device) ile zamanı manipüle ederek, hatta ve hatta zamanda yolculuk ederek sağ kalmaya çalışıyoruz.
Oyunda ilk olarak senaryo oldukça güzel işlenmiş. Oyun boyunca bulduğumuz notlar, ses kayıtları ve gördüğümüz bazı olaylar adada yaşananları oldukça başarılı bir biçimde yansıtıyor. Ayrıca oyun boyunca neye veya kime güveneceğimiz, ne zaman ne olabileceğine dair belirsizlik ve kuşku da arka plan ile birleşince gerçekten etkileyici bir oyun deneyimi yaşatıyor.
Singularity’de belirleyici unsuru tabii ki TMD. Zamanı manipüle eden bu araç ile belli bir alanda zamanı durdurabiliyor, cisimleri taşıyor, sağa sola fırlatıyor (ki bu Half-Life II’deki Gravitation Gun gibi düşünün) ve en önemlisi bazı cisimlerin zaman içerinde yaşadığı eskimeyi de değiştirebiliyoruz. Bu son özellik ise oyundaki en önemli öğe çünkü oyundaki birçok hurdayı yeni hale getirebilirken birçok yeni cismi de eskiyip hurdaya dönüştürebiliyor (bu etkiyi bir de canlı hedefler üzerinde düşünün). Haliyle bu özellik Gravitation Gun özelliğiyle birleşince hem birçok bulmacamız oluyor hem de güzel bir oyun sunuyor
.
Singularity FPS olmasının yanı sıra karakter ve silahları geliştirebilme yanı ile bazı RPG öğeleri de barındırmakta. Bioshock’da olduğu gibi karakterin sağlığından nişan almasına, TMD’nin özelliklerinden bütün silahların şarjör değiştirme hızlarına kadar birçok geliştirme yapmak mümkün.
Oyun grafik motoru olarak Unreal motorunu kullanmakta. Yeni nesil konsol grafiklerine nazaran eski bir motor olsa da halen fazlasıyla iş görmekte.
Peki olumsuzluklar yok mu? İlk olarak manipüle edebileceğimiz cisim sayısı çok az, her yapıyı kafamıza göre eskitip tamir edemiyoruz. İkinci olarak oyun ilk başlarda oldukça zor ve gerilimli bir atmosfere sahip olmasına karşın oyunun ortalarına doğru aşırı gelişen karakter nedeniyle inanılmaz derecede kolaylaşmakta ve bu kolaylık nedeniyle oyun bütün uğraşlarına rağmen gerilim-korku atmosferini tamamen kaybetmekte.
Tabii multiplayer kısmına da değinmek gerek ki, Singularity oldukça eğlenceli bir multiplayer moduna sahip: Yaratık ve mutantlara karşı insanlar. Oyunda görebileceğiniz her türlü mutant ve yaratık, oyundaki özellikleri ile multiplayer’da oynanabiliyor.
Sonuç olarak Singularity oyunculara aslen herhangi bir yenilik sunmasa da; hem oynanabilirlik, hem senaryo hem de atmosfer olarak oyuncuya mükemmel bir deneyim yaşatıyor.
Hey, oradaki!
Aklında bir şeyler varsa neden yorum yazmıyorsun?
Bu arada yazarken lütfen nazik ol.