Tam da başlıkta yazdığım gibi ama aslında "The cake is a lie". Tamam yazının başında henüz oynamamış olanlar için spoiler vermiş olabilirim, hak verin oyun gayet eski.
Önce internette sürekli karşılaştığım grafiklerden "lan bu tam kız oyunu" gibi gafil bir yorum yapmış olsam da, bir kaç gün önce gördüğüm gameplay vidyosu biraz ilgimi çekti. Kısa bir araştırmadan sonra Mac versiyonu bile olduğunu keşfettim ve merakımın artmasında bunun da payı var. Oyunu edinmek biraz uzun sürdü, lakin pek bileni yok gibi. Steam oyunu 2010 mayısında ücretsiz olarak dağıttığında haberdar olamak çok kötüymüş, bunu öğrenince her gün 2 kere kontrol ediyorum. Yinede 15$ bu oyun için makul bir fiyat.
Oyunun konusu neredeyse daha önce hiç karşılaşılmamış türden. Mesela kimseyi öldürmeniz gerekmiyor ve portal mantığı gayet orjinal bir fikir. "Neredeyse" dememin sebebi ise oyunun keşfediliş hikayesinden geliyor. Valve firmasının kurucusu Gabe Nevell Digipen Teknoloji Enstitüsünün yıllık Öğrenci fuarında birkaç öğrencinin Geliştirdiği Narbacular Drop adındaki oyunu görür ve ekibi anında işe alır. Gabe Nevell Bundan sonra ekiple birlikte uyunu geliştirmeye başlar ve ortaya Portal çıkar. Unutmadan
Narbacular Drop oyununu internetten bulup oynayabilirsiniz Mac versiyonu olmadığından ben deneyemedim
Oyunun bu kadar sevilmesinin sebebi sanırım Belli duyguları tetikliyor olması. Bulmaca türündeki oyunun Birden bire heyecan ve duygu değişimleri yarattığını hissetmemek mümkün değil. Basit bir test olarak başlayan oyunda elinizdeki cihazdan çok etraftaki kutuları seviyorsunuz çünkünkü üzerinde pembe minik kalpler var ^-^. Tamam şakaydı, gerçekte bulmacaları çozmenizde tek yardımcınız onlar oluyor çünkü Aperture Labs inanılmaz derecede izole biryer.
Duvarda gördüğünüz "The cake is a lie" yazısından sonra oyun birdenbire rahatsız edici bir hal almaya başlıyor. Bundan sonra karşınıza neyin çıkacağını gösteren panolar olmasına rağmen hep bir tuzak psikolojisi sizi sarıyor. Zaten buraya kadar olan bölümde puzzle ı bitirseniz bile sağa sola garip portallar açıp kendinizi görmeye çalışmak, sonsuz düşüşler yapmak gibi eğlenceli işlerle uğraşıyorsunuz.
19. Bölümün ortalarında uyanan biteceği duygusu biraz buruyor ama level sonundaki sürprizden sonra heyecanı tam anlamıyla görüyorsunuz. Oynanabilirlik konusunda Valve mantığından çıkmamış standart alışıldık kontrol yapısı gibi her şeyden çok oyuna adapte olmanızı sağlayan standartları var. Benim gibi çok nadir oyun oynayan biri için bile adapte olmak kolaydı.
Kötü yanları da yok değil mesela geçtiğiniz bir puzzle size artık keyif vermiyor. Tabi şaslıyız çünkü internette bir sürü ücretsez
Portal puzzle'ı bulabiliyorsunuz. Bunları ve normal puzzle'ları farklı modlarda, örneğin süre kısıtlamalı/portal atışı kısıtlamalı oynayarık kendinizi geliştirmeniz mümkün. Böyle bir oyunun neden nintendo wii için geliştirilmemiş olduğu ve duyurulan Portal 2'nin de Wii'de olmayacağı üzüntü verici.
Son olarak oyunun final müziği ile bitiriyoruz
Hey, oradaki!
Aklında bir şeyler varsa neden yorum yazmıyorsun?
Bu arada yazarken lütfen nazik ol.Yorum yapabilmek için lütfen giriş yap.