Üye Girişi

Üye Ol!

Napoleon: Total War : İnceleme
My enemies are many, my equals are none.
In the shade of olive trees, they said Italy could never be conquered.
In the land of Pharaohs and kings, they said Egypt could never be humbled.
In the realm of forest and snow, they said Russia could never be tamed.
Now they say nothing, they fear me, like a force of nature; a dealer in thunder and death.
I say, I am Napoleon. I am Emperor.
Burn it!



Napolyon Bonapart,  1796’da 1815’e kadar Avrupa’daki bütün generallere ve ülkelerine korku salmış, birçoğunu fethetmiş büyük general, imparator. Türkiye’de okullarda dünya tarihi pek okutulmadığından önemi (hatta kimilerince kim olduğu) pek bilinmez ama 2 yüzyıl önce tüm Avrupa’yı değiştirmiş bir liderden söz ediyoruz. Ve Empire Total War, bıraktığı yerden ve dönemin en önemli olaylarının gerçekleştiği 1800lerden, Napolyon’un izinden devam ediyor…

Hatta sadece “izinden devam ediyor”, zira campaing kısmında Napolyon ile adım adım önce 1796’daki İtalya ve 1798’deki Mısır seferlerini oynuyoruz ki bu haritalar hem alan olarak hem de süre bakımından oldukça kısıtlı olduğundan (ve diğer ülkeler ile oynanamadığından) Total War serilerinde alışık olduğumuz “tarihi kendi kafamıza göre baştan yazma” serbestisini sunmuyor, sadece Napolyon’un yaptığı gibi dört nala hedefimize koşuyoruz. Aslında bunlar ufak, hikayeyi oluşturmak için tasarlanmış bölümler diyebiliriz, bu sebepten ötürü bunları  bir eksi olarak değerlendiremeyiz. Klasik Total War tarzını ise campaing’ın son bölümünde, 1805-1812 arasında Avrupa savaşlarında (tarih kaynaklarında Napolyon Savaşları olarak geçer) karşılaşıyoruz. Elbette Empire Total War ile kıyaslandığında sadece Avrupa kıtası size biraz ufak gelebilir fakat inanın Paris’ten Moskova’ya kadar uzun bir yol var. Koalisyon ülkeleri (Avusturya, Prusya, İngiltere ve Rusya) olarak da bu dönemi oynamamız mümkün. Görüldüğü üzere oyun Osmanlı İmparatorluğu ile oynanmasına izin vermemekte fakat bunu TWcenter başta olmak üzere birçok internet sitesinde bulabileceğiniz modlarla halledebilirsiniz.



Peki Empire Total War ile tek değişikliğimiz sadece zaman dilimi mi? Tabii ki hayır. İlk olarak Empire Total War piyasaya ilk çıktığı zaman oyuncuları sinir krizlerine sokan; çökme, takılma veya yapay zekanın kara birimlerini gemilere bindirememesi gibi hatalar ile bu sefer karşılaşmıyoruz. Yapay zeka demişken, bazı düzeltmeler yapılmışsa da ne yazık ki diplomasi istenilen düzeyde bir gelişme gösterememiş. Savaş esnasında ise yapay zeka çok daha başarılı diyebilirim. Özellikle süvarilerin  ve kanatların kullanımı baya etkileyici. Fakat halen topları kullanma konusunda oldukça zayıf. Dönem olarak diplomasiden çok savaş çağlarından bahsettiğimizden (Oyuna başladığınızda ülkeler zaten kendi taraflarını seçmiş durumdalar diyebilirim. Tabii ki bu dönemin tarihsel özelliklerinden dolayı) diplomasi oyunlarından çok savaş alanlarında boğuşacağız.



Savaş demişken atmosfer ve grafiklerden bahsetmemek olmaz. Zaten Napoleon’u Empire Total War’un önüne taşıyan iki unsurdan biri grafikler ve atmosfer. Grafikler hem harita üzerinde hem de savaş alanında gelişmiş olsa da Emrire Total War’da oldukça eleştirilen o sıkıcı ve tekdüze savaş atmosferi gitmiş ve yerine sizi olduğunuz yere çakan, tozu dumanı, bağrışları ve gürültüsüyle inanılmaz bir atmosfer gelmiş. Toplar ve tüfekler patladığında, Medieval ve Rome Total War’da birlikleriniz kılıç kılıca girdiğinde yaşadığınız coşkuyu hissediyorsunuz. Hatta bazen bu atmosfer içinde savaşı izlerken arka hattınıza sarkan bir süvari birliğini veya ileri hatta tekrar toparlanıp hücuma geçen düşman birliklerini gözden kaçırdığım oldu ki, bu tip anlık ufak hataların bedeli bütün bir savaşın kaybı olabiliyor. Atmosferin yanı sıra müzikler de Empire Total War’un fersah fersah ilerisinde. Öyle ki ana menüde oyunu açmadan şöyle birkaç dakika takılı kalıyor insan. Adeta Mozart’ın Requiem’ine benzer bir tempo ile içinize işleyen parçalar… Bu etki harita ekranında da devam etmekte.



Ana haritada ise kısaca bahsedilmesi gereken iki unsur; teknoloji ağacının Empire Total War’a göre oldukça küçültülmesi ve bir turn’ün 2 hafta olarak belirlenmesi.  Zaten oyun süresi 1905-1912 arası bir dönem olduğu için bu iki düzenleme de yerinde.

Son olarak multiplayer kısmına değinmek gerekli. Oyunda sadece savaş veya direkt bütün bir campaing’i beraber oynamak olmak üzere iki şekilde multiplayer oynayabiliyorsunuz.  Sadece savaş kısmında 8 oyuncuya kadar kara ve deniz savaşlarında karşı karşıya geliyorsunuz. Açıkçası kendini tekrar eden yapay zeka savaşlarından sonra gerçekten bir strateji oluşturmanın ne demek olduğunu anlamanızı sağlayacak bir deneyim. Sadece tanımadığınız oyuncularla oynadığınızda müttefiklerinizle bir koordinasyon problemi olabiliyor. Tavsiyem STEAM üzerinden Türk Napoleon Total War gruplarına ulaşmanız. Bundan sadece 3-4 sene öncesine kıyasla orijinal oyun piyasasının Türkiye’de gösterdiği gelişimi bir yana bırakacak dahi olsak, Türk oyuncularının kendi aralarında gruplaşma yetenekleri kesinlikle inanılmaz.  Ayrıca bütün oyunlarda olduğu gibi oyundaki bazı açıkları bulup onlardan faydalananlar var ki, karşınızda çoğunluğu topçu birliklerinden oluşan bir Rus ordusu varsa oyundan çıkın derim. Ama bu tip “istismarcılar” diyelim, diğer oyunlara nazaran çok daha az karşınıza çıkmakta.



Campaing kısmının multiplayer oynanmasının verdiği hissi ise bir dostumdan alıntılamak istiyorum; “Risk diye bir masaüstü oyunu var ya, onun kat be kat gelişmişi” . Bunun zevkini anlatmak zor; savaşlar, yapılan ittifaklar, diplomatik ayak oyunları… Bir Total War oyunundan alacağınız zevki 3 ile çarpın. Tabii uyarmadan da geçmemeli çünkü zor bir oyun tarzı: birkaç kişiyi toparlayıp bilgisayara başına getirmek ve saatlerce orda tutmak gerekli. En önemlisi ise  başkalarının sırası oynanırken beklemek (oyunculara turn başına zaman sınırı koyulabiliyor). İstediğiniz yerde oyunu kaydedip hep beraber oyuna istediğiniz zaman devam edebilirsiniz elbette.

Yazının sonuç kısmında ise her zaman yaptığım üzere rakipleriyle bir kıyaslamaya gidecek olursak; tek rakibi Europa Universalis III (ki onun da Napoleon’s Ambition adında bir ek paketi var) diplomasi yapay zekası ve devlet yönetiminde ayrıntı konusunda  (hatta bunaltıcı olabilecek derecede ayrıntıdan bahsediyoruz) çok daha iyi iken Napoleon atmosfer ve savaşlar konusunda rakibine tur bindirmekte. Sonuç itibariyle The Creative Assembly eleştirileri iyi değerlendirmiş ve bizlere seriye yaraşır bir Total War oyunu sunmuş.

Yazar: Apis / 14.08.2010 - 23:22

Hey, oradaki!

Aklında bir şeyler varsa neden yorum yazmıyorsun?

Bu arada yazarken lütfen nazik ol.
 
Tüm hakları gizlidir.
Hakkında
Üyelik
Arkadaşlarımız
Dizin
Network
TV
houston @ hengame.net
OhShiftLabs