
Bir Mech (robot) saldırısında ailesini kaybeden Monkey bir köle gemisinde buluyor kendini. Aynı şekilde orada kaçan bir kızıl kızın peşine düşüyor, kaçış aracının camında bir sinek gibi günümüzden 200 yıl sonrasının Amerika'sında buluyoruz kendimizi. Hem de New York'da.Her yer yıkılmış, etraf kendini beklemeye almış, sadece öldürülmeye programlanmış robotlarla kaynıyor...
Düşüşün ardından kafamızda bir tasmayla buluyoruz kendimizi, bir köle tasması. Bunu da bize takan Trip. Bizden istediği ise onu geldiği yere geri götürmek, arkasını kollamak... Buna karşı çıkmaya şansımız yok çünkü eğer kaçarsak veya Trip'e saldırırsak bir anda kendimizi büyük fiziksel acılar içinde bulabiliyoruz.
Aynı şekilde Trip'e birşey olur, ölürse, biz de aynı şekilde hayatımızı kaybediyoruz.
Bu cihaz sayesinde, Trip'in sesi, - hiç istemese de, Monkey'in iç sesine dönüşüyor.
Oyunumuza direk patlayan bir köle gemisinde başlıyoruz, bir kaçış ile. Biraz biraz ilerledikten sonra hikayenin içinde buluyoruz kendimizi. Trip'in kontrolü altındayız, ve yolculuğumuza başlıyoruz. Oyunda tüm mekanlar New York'un 200 yıl sonraki hali, yıkık. Mekan grafikleri, renkler, börtü böcek, kaplamalar çok iyi ve canlı
görünüyor. Başarılı çizimler gözden kaçmıyor. Işık yansımaları vesaire de atmosferi tamamlıyor. İki ana karakterimizin çizimleri ve kaplamaları gayet başarılı. Asıl adamımız Monkey, Tekken'ciler bilir, Paul görünümünde, Armor King
ağırlığında ve tarzında takılıyor. Sinematikler ve Trip ve Monkey'in (asıl adamımız) seslendirmeleri başarılı.
Aynı şekilde, karakterlerin mimikleri, hareketleri vs. çok başarılı geldi bana. Konami'ye bir tebrik uçuyor.
Bahsi geçen düşman robotlar, robot köpekler vs. kendi ışın kılıcı-vari silahımızla alt ediyoruz. Bazılarının kalkanları olduğundan, silahımızın uzun menzilli halini kullanıp farklı şekillerde alt edebiliyoruz, stun mermisi ile sersemletip, plazma mermileri ile de kafalarını patlatabiliyoruz. Eğer biz hasar alırsak da, etraftaki sağlık paketlerini kullanabiliyoruz ya da topladığımız sağlık serumları ile gerekli anlarda menüden kendimizi iyileştiriyoruz.
Etraf sadece robotlarla kaplı değil, yetmezmiş gibi bir de bir çok mayın, otomatik silahlar bizi rahat bırakmıyor. Bunları bulmak ve yok etmek için Trip'in böceğinin tarama yeteneklerini kullanıyoruz. Eğer bu tarz düşman robotlarla
uğraşmak istemezseniz, sessizce yanlarından geçebiliyorsunuz, fazla yaklaşmamak kaydıyla. Tarama yeteneği ile bu alanları görebiliyoruz. Eğer bu alanları ihlal edersek, robotlar aktifleşip, agresifleşiyorlar. Bu ikili, Trip ve Monkey, bir takım oyunu içerisinde ilerliyorlar. Monkey, Trip'i yetişemeyeceği veya zıplayamayacağı
yerlere fırlatıp atıyor, Trip ise takım arkadaşına teknolojik destek veriyor. Kas gücü Monkey'de, güzellik ve zeka Trip'te.
Bu kadar karışıklığın içinde, biz de kendi ekipmanımızı geliştirmek zorunda kalıyoruz. Bu işlemi, etraftaki orbları toplayıp Trip vasıtası ile satın alıp gerçekleştiriyoruz. Etrafa bolca saçılmış orblar mevcut, alternatif rotalarda, merdiven altlarında, kenar ve kuytu köşelerde bonkörce dağıtılmış şekilde. Oyunumuz, bol bol Uncharted ve Prince of Persia karışımı olduğunu bize
hissettiriyor. Ama bu hızlı hareketler, güzel hazırlanmış. Çok seri hareket edebiliyoruz, tıpkı bir maymun gibi.
Atlamamız veya devam etmemiz gereken yollar veya objeler, parlayarak bize gösteriliyor, biz de hızımızdan birşey kaybetmeden çok seri ilerleyebiliyoruz.
Bunların dışında, bilmiyoruz, belki kafamızdaki cihazın yan etkisi, halüsinasyonlar görüyoruz bazı alanlarda. Bu zamanlarda Monkey'in bazı anılarını görüyoruz çok kısa da bir süre olsa. Bu da bize bazı ipuçları veriyor.
Silahımızın ve motorumuzun yanında, oyunun ilerleyen vakitlerinde Cloud adında envanterimizi kullanıyoruz, suyun üstünde de gidebilen bir kaykay? ... bir cloud? Ne desem bilemedim, üzerine atlıyoruz, hızla gidiyoruz! Sürüşü eğlenceli bir şey... Cloud! - Her yerde çalışmıyor. Sadece bazı mekanlarda kullanıyoruz. Savaşlarda denk gelebiliyor, o zaman kullanımı önem kazanıyor. Şayet bir de mavi orblar görürseniz, onların içinden geçip hızınızı kısa bir süre de olsa arttırabiliyorsunuz.
Ben genel olarak oyunumuzu çok başarılı ve eğlenceli buldum keza ilk başlangıçta 8. bölüme geçmiştim, hatırladığım kadarıyla 14 bölümden oluşuyor bu güzel oyunumuz. Tabi bu yapımın da eksi puan aldığı noktalar yok değil. Örneğin daha iyi müzikler eklenebilirdi oyuna. Bazı tanımlanamayan hatalar var, bazı alanlarda takılı kaldım ben, kımıldatamadım karakteri, oyunu yeniden başlatmak zorunda kaldım. Bazı donmalar da oldu oyunda.
Son söze geliyorum... Başarılı ve eğlenceli bir oyun, kaçırmayın, oynayın!
Ben de puan veriyorum artık oyunlara, buyrun benden Enslaved'e bir 88/100 :)
Hey, oradaki!
Aklında bir şeyler varsa neden yorum yazmıyorsun?
Bu arada yazarken lütfen nazik ol.